| İngilizce | Türkçe | |||
|---|---|---|---|---|
| Genel | ||||
| Genel | accuse of f. | suçlamak | ||
|
Belarus refuses to cooperate with the OSCE, which it has accused of meddling in its internal affairs. Belarus, içişlerine karışmakla suçladığı AGİT ile işbirliği yapmayı reddediyor. More Sentences |
||||
| Genel | accuse of f. | suçlandırmak | ||
| Genel | accuse of f. | zan altına sokmak | ||
| İngilizce | Türkçe | |||
|---|---|---|---|---|
| Genel | ||||
| Genel | accuse someone (of) f. | birini suçlamak | ||
| Genel | accuse someone of stealing f. | birini hırsızlıkla suçlamak | ||
| Genel | accuse someone of being an international criminal f. | birini uluslararası suçlu olmakla suçlamak | ||
| Genel | accuse somebody (of doing something) f. | ithamda bulunmak | ||
| Genel | accuse someone of something f. | birini bir şey ile suçlamak | ||
| Öbek Fiiller | ||||
| Öbek Fiiller | accuse somebody of doing something f. | birini bir şey yapmakla suçlamak | ||
| Öbek Fiiller | accuse somebody of doing something f. | birini bir şeyi yapmakla suçlamak | ||
| Öbek Fiiller | accuse (one) of (something) f. | (birini bir şeyle) suçlamak | ||
| Öbek Fiiller | accuse (one) of (something) f. | (birini bir şeyle) itham etmek | ||
| Öbek Fiiller | accuse (one) of (something) f. | (birini bir şeyden) sorumlu tutmak | ||
| Hukuk | ||||
| Hukuk | accuse someone of fraud f. | sahtekarlıkla suçlamak | ||
| Hukuk | accuse someone of murder f. | cinayetle suçlamak | ||